Sık Kullanılanlara Ekle |  Reklam  |  İletişim
  Gündem 
  21. Yüzyılda Karşı Karşıya Olduğumuz En Büyük Sorunlar Nelerdir?
21. Yüzyılda Karşı Karşıya Olduğumuz En Büyük Sorunlar Nelerdir?
 
   



     İnsan zihni endişelenmek ister. Endişe duygusu ise bizler için her zaman kötü bir şey değildir. Nihayetinde eğer bir ayı tarafından kovalanıyorsanız, endişe duygunuz hayatınızı kurtarmanızı sağlayabilir. Pek çoğumuzun şu günlerde uykusunu kaçıran ayılar olmasa da, modern yaşam bize endişelenmek için bolca başka neden sunar. Terör, iklim değişikliği, yapay zekanın yükselişi, kişisel gizliliğe yönelik müdahaleler ve hatta uluslararası işbirliğinin belirgin biçimde gerilemesi.
     Tarihçi Yuval Noah Harari, hayranlık uyandıran yeni kitabı 21. Yüzyıl İçin 21 Ders’te, bu korkulara karşı koymak için yararlı bir çerçeve oluşturuyor. Daha önceki çoksatanları “Sapiens” ve “Homo Deus”, (sırasıyla) geçmişi ve geleceği içeriyordu; yeni kitabı ise tamamıyla günümüzle ilgili. Harari, bizlerin bu endişelerine bir son vermenin sırrının, “endişelenmekten vazgeçmemek” olduğunu ileri sürüyor. Mesele, hangi konularda ve ne denli endişeleneceğini bilmek. Önsözde yazdığı gibi: “Günümüzün en büyük zorlukları ve en önemli değişimleri nelerdir? Neye dikkat etmeliyiz? Çocuklarımıza ne öğretmeliyiz?”
     Hiç kuşku yok ki bunlar önemli sorular ve 21. Yüzyıl İçin 21 Ders de geniş kapsamlı bir kitap. Kitabın içeriğinde, çalışma, savaş, milliyetçilik, din, göç, eğitim ve diğer 15 önemli konuda bölümler yer alıyor. Fakat kitabın isminde yanlışlık var. Her ne kadar içerisine dağıtılmış birkaç somut dersle karşılaşsanız da, Harari çoğunluk itibarıyla kolay reçetelere karşı çıkıyor. O daha çok tartışmanın şartlarını tanımlamak ve size tarihsel ve felsefi bakış açısı vermekle ilgileniyor.
     Örneğin, insanların küresel bir uygarlık yaratma konusunda ne kadar ilerlediklerini vurgulamak için akılcı bir düşünce deneyi uyguluyor. Diyor ki, 1016’da Olimpiyat Oyunları tertip edilmeye çalışıldığını hayal edin. Bu açıkça imkansızdır. Asyalılar, Afrikalılar ve Avrupalılar, Amerika kıtasının var olduğundan habersizler. Çin’in Song Hanedanı, dünya üzerinde kendisiyle denk herhangi bir diğer siyasi varlığın olduğunu bile düşünmüyor. Kimsenin ödül töreninde dalgalandıracağı bir bayrağı ya da çaldıracağı milli marşı bile yok.
     Mesele şu ki, –ister spor sahasında ister ticaret zemininde olsun- günümüzde milletler arasındaki rekabet, “aslında akıllara zarar küresel bir uyumu yansıtıyor.” Ve bu küresel uyum, rekabet etmenin yanı sıra iş birliği yapmayı da kolaylaştırıyor. Bir dahaki sefere iklim değişikliği gibi küresel bir sorunu çözüp çözemeyeceğimizden şüphe etmeye başladığınızda, bunu aklınızdan çıkarmayın. Küresel iş birliğimiz son iki yıl içerisinde birkaç adım geriye gitmiş olabilir. Fakat bunun öncesinde ileriye doğru bin adım atmıştık.
     Öyleyse neden dünya çöküş içerisinde gibi görünüyor? Çünkü şanssızlık ve acıya katlanma konusunda eskisi kadar istekli değiliz. Her ne kadar dünyada yaşanan vahşet büyük ölçüde azalmış olsa bile, her yıl savaşlarda ölen insan sayısına odaklanıyoruz. Çünkü adaletsizliğe yönelik öfkemiz arttı. Olması gereken de buydu.
     Harari’nin değindiği bir diğer endişe de şu: Giderek daha karmaşık hale gelen bir dünyada, hangimiz akıllıca kararlar vermek için yeterince bilgiye sahip olabiliriz? Uzmanların yardımını istemek caziptir. Fakat onların yalnızca sürüyü takip etmediklerini nereden biliyorsunuz? Harari, “Grup düşünme ve bireysel cehalet yalnızca sıradan seçmenleri ya da müşterileri değil, aynı zamanda devlet başkanlarını ve CEO’ları da kuşatır.” diyor. Harari’nin bu saptaması, hem Microsoft hem de Gates Vakfı’ndaki tecrübemden ötürü bana mantıklı geldi. İşlerin gerçekte olduğundan daha iyi ya da daha kötü olduğunu düşünerek kendimi kandırmamaya dikkat etmeliyim.
     Harari, tüm bunlar hakkında ne yapmamız gerektiğini düşünüyor? Terörizmle mücadelede üçlü bir strateji ve uydurma haberlerle mücadele için birkaç ipucu da içeren, bazı pratik tavsiyelerde bulunuyor. Fakat ana fikir şuna varıyor: Meditasyon yapmak. Elbette eğer yeteri kadar insan lotus pozisyonunda oturup “Om” demeye başlarsa dünyanın sorunlarının ortadan kalkacağını öne sürmüyor. Ancak 21. yüzyıldaki yaşamın, kendimizi daha iyi tanımak ve farkındalık gerektirdiği konusunda ısrar ediyor. Bununla alay etmek kolaydır. Fakat farkındalık ve meditasyon dersleri alan biri olarak, ben bunu ilginç buldum.
     Her ne kadar Harari’ye hayranlık duysam ve 21. Yüzyıl İçin 21 Ders’ten keyif alsam da, kitaptakilerin hepsiyle hemfikir değilim. Eşitsizlik konusunu ele alan bir bölüm görmekten memnuniyet duyuyordum ancak 21. yüzyılda bilginin en değerli varlık haline gelerek (zenginleri diğer insanlardan ayıran) hem arazi hem de makineleri gölgede bırakacağı öngörüsünden kuşku duyuyorum. Arazi her daim çok önemli olacaktır. Hele ki küresel nüfus 10 milyara yaklaşmışken. Aynı zamanda, örneğin nasıl besin yetiştirileceği ya da enerji üretileceği gibi temel insan uğraşları konusundaki bilgiler de geniş ölçüde yaygınlaşacaktır. Basitçe söylemek gerekirse, bilgi sahibi olmak rekabet avantajı sağlamayacak. Bu bilgiyi kullanarak ne yapacağını bilmek avantaj sağlayacak.
     Benzer şekilde, Harari’nin veri ve gizlilik konusundaki irdelemesinde de daha ince ayrıntılar görmek istedim. Harari, bireyler hakkında daha önce hiç olmadığı kadar fazla veri toplandığını işaret ediyor. Bu konuda da haklı. Fakat toplanan bu bilgi türlerinin, (satın almak istediğiniz ayakkabı çeşidi, hangi hastalıklara genetik olarak yatkın olduğunuz) kimlerin bu bilgileri topladığı ya da nasıl kullandıkları arasında ayrım yapmıyor. Alışveriş geçmişiniz ve tıbbi geçmişiniz aynı kişiler tarafından toplanmaz, aynı önlemlerle korunmaz veya aynı amaçlarla kullanılmaz. Bu ayrımın farkında olmak, Harari’nin ele aldığı bu tartışmayı daha berrak hale getirebilirdi.
     Ayrıca toplulukla ilgili bölümden de tatmin olmadım. Harari, Facebook da dahil olmak üzere sosyal medyanın, kullanıcıların yalnızca kendileriyle aynı bakış açılarına sahip kişilerle etkileşimde bulunmasına olanak sağlayarak politik kutuplaşmaya katkıda bulunduğunu savunuyor. Bu doğru bir nokta. Fakat dünya genelindeki ailelerin ve arkadaşların iletişim kurmasının faydalarını hafife alıyor. Facebook’un kutuplaşma sorununu tek başına çözüp çözemeyeceğini sorarak bir bostan korkuluğu da meydana getiriyor. Elbette tek başına bunu yapamaz. Ama sorunun ne denli derine indiğine bakarsak, bu şaşırtıcı da değildir. Hükümetler, sivil toplum ve özel sektör; tümü bunda rol oynamaktadır. Ve Harari’nin bu diğer paydaşlar konusunda daha fazla şey dile getirmesini beklerdim.
     Fakat Harari öylesine ufuk açıcı bir yazardır ki, ben de aynı fikirde olmadığım halde okumaya ve düşünmeye devam etmek istedim. Kitaplarının üçü de aynı sorunun değişik biçimlerinin etrafında bağlanıyor: Önümüzdeki on yıllarda ve yüz yıllarda, yaşamlarımıza anlam kazandıran ne olacak? İnsanlık tarihi şimdiye dek daha uzun, daha sağlıklı ve mutlu yaşama arzusuyla hareket etti. Eğer bilim sonunda çoğu insanın bu hayalini gerçeğe dönüştürebilirse ve çok sayıda insan, herkesin karnını doyurmak ve giydirmek amacıyla artık çalışmaya ihtiyaç duymuyorsa, sabah uyanmak için sebebimiz ne olacak? Eleştirmek için söylemiyorum, Harari bu soruya henüz tatmin edici bir yanıt ortaya koyabilmiş değil. Hiç kimse ortaya koyabilmiş değil. Bu yüzden, gelecekte bu soruya bütün yönleriyle yönelmesini umuyorum.


Çeviri kaynağı yazı: “What Are the Biggest Problems Facing Us in the 21st Century?”, Bill Gates, 4 Eylül 2018 The New York Times


Sabriye Aşır
(Başkent Üniversitesi kültür yayını Bütün Dünya dergisinin Ekim 2018 sayısında yayımlanmıştır.)
Bu haber 721 kez görüntülenmiştir.
 
 
Yorumlarınız
 
IP   54.227.31.145  
Ad Soyad*
Yorum*
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu  
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.  
 
 Günün Diğer Gelişmeleri
10 Aralık 2018
Zonguldak Ereğli ilçesinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekipleri tarafından sahte alkol ..
10 Aralık 2018
Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde İzmirlioğlu İlkokulu öğrencileri, hayal ettikleri robotları hayata geç..
09 Aralık 2018
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi bünyesinde kurulan Yeşilay Topluluğu, “Teknoloji ve Sosyal Medy..
08 Aralık 2018
Zonguldak’ın Ereğli ilçesindeki Organize Sanayi Bölgesi’nde meydana gelen iş kazasında bir işçi yara..
07 Aralık 2018
Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde genç kadın kendisini denize atlayarak intihar etmek istedi...
07 Aralık 2018
Zonguldak Valisi Erdoğan Bektaş Alaplı Belediye Başkanı Nuri Tekin’i ziyaret etti...





 
Anasayfa | S�k Kullan�lanlara Ekle | Yay�n �lkeleri | K�nye | Reklam | Facebook | Twitter | �leti�im
ereglibulteni © 2012-2018 Tüm Hakları Saklıdır