Sık Kullanılanlara Ekle |  Reklam  |  İletişim
  Gündem 
  Mikroplastik kirliliği ve deniz ürünleri güvenliği
Mikroplastik kirliliği ve deniz ürünleri güvenliği
 
   



        Yüz binlerce ton, trilyonlarca minik plastik parçacık, denizlerimizin üzerinde yüzüyor. Bu durum, su şişeleri gibi plastiklerin minik parçalara ayrılması ve lavabolarımızdan atık su kanalına karışan mikroboncuklar nedeniyle meydana geliyor.
        Plastik mikroboncuklar, yüz temizleyici, duş jeli ve diş macunu gibi kişisel bakım ve kozmetik ürünlerinde ovma etkisi sağlayan bir katkı maddesi olarak kullanılırlar. Bu ürünlerin tek bir kullanımında 94 bin mikroboncuk kanalizasyona karışabilir. Denizi trol yöntemiyle taramak gibi okyanusları tarayabilseydiniz, yüz temizleyicinizdeki taneciklerle karşılaşabilirdiniz. Amerika Birleşik Devletleri’nde her gün milyarlarca mikroboncuk su habitatlarına karışmaktadır. Yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde, uç uca birleştirilmiş olsalar dünyamızın çevresini yedi kez çevreleyecek kadar mikroboncuk yayılmaktadır.
        Bunun ciddi bir sorun olmasının nedeni, plastiğin sudaki zehirleyici bileşenleri üzerinde toplaması ve ardından bunların plastiğin kendisindeki kimyasal maddelerle birlikte deniz canlılarına yerleşmesi, sonra da besin zincirine girerek yemek tabaklarımıza kadar ulaşmasıdır. Bu mikroplastiklerin insanlar üzerindeki olası zararlı etkileri ise kromozomlarda yarattığı değişimler sonucu ortaya çıkabilecek kısırlık, obezite ve kanser gibi hastalıklardır.
        Durumu kanıtlarla da ele alalım. Biliyoruz ki plastikler okyanuslara yayılıyor; peki balıkların içine kadar ulaşıyor mu? Evet, mikroplastiklerin balıklar ve diğer deniz canlıları tarafından yutulduğu gösterilmiştir. Öyleyse biz gerçekten de plastikleri yutan balıkları mı yiyoruz? Evet, biz plastikleri yutan balıkları yiyoruz. Ama biz plastiği dışkı yoluyla atmıyor muyuz? Gerçek şu ki, yeterince küçük olan mikroparçacıklar bağırsak duvarından emilerek kan dolaşımımıza girebilmektedir.
        Midemize giren mikroparçacıkların ince bağırsak dokularına ve organlara alınması hikayemsi bir olgu olmaktan çıkmış, tanımlanan ve ölçümlenen bir süreç haline gelmiştir. “Ama bu saptama kemirgenlerde yapılmıştı” diyenler olabilir. “Çeşitli laboratuvar hayvanları üzerinde kanıtlandı diye, insanlarda da böyle olup olmadığını bilmiyorsunuz…” Evet, test edene kadar!
        İnsanlar konusundaki en yakın çalışma, doğum sonrası insan plasentaları üzerindeki araştırmalardır. Ve bu çalışmada, annenin kan dolaşımında bulunan plastik mikroparçacıkların plasenta bariyerini geçebildiği ortaya konulmuştur. Dolayısıyla bu plastikler hamile bir kadının kan dolaşımına girebilirse, bebeğinin kan dolaşımına da girebilir.
        Endişe verici olan şu ki, bu kalıntı hem plastiğin kendi içindeki kimyasal katkıların hem de toksik kimyasalların kaynağı olabilir. Ve bu mikroparçacıkların sudan emdiği kirleticiler insan vücuduna yayılabilir.
        Örneğin BPA, plastiğin kendisindeki kimyasal maddelerden birisidir. Plastik kalıntılardaki BPA yoğunluğunun ölçüldüğü göz önünde tutulursa, mikro plastikler deniz ürünlerindeki BPA’nın önemli bir kaynağı olabilir. Evet, balık ve deniz ürünleri en yüksek BPA kirlilik seviyelerinden birine sahiptir. Fakat bunun nedeni yalnızca ton balığı ve sardalya gibi konserve balık ürünlerine bakmaları mıdır? Üreticiler konserve kutularının iç kaplamasında doğrudan BPA kullanıyor olabilir.
        BPA ayrıca plastiklerden de okyanuslara sızabilir ve bu durum da direkt olarak balıkların kirlenmesine neden olabilir. Aslına bakılırsa bazı kişiler balıklardaki çevresel BPA kirlenmesinin, konserve kutulardan kaynaklanan BPA’dan daha kötü olabileceğini savunuyorlar. Fakat test yapmadığınız sürece elbette bilemezsiniz.


Konserve deniz ürünlerinde bulunan BPA seviyeleri.

        Tabloda konserve deniz ürünlerinde bulunan BPA seviyelerini görebilirsiniz. Görüldüğü gibi en yüksek BPA seviyeleri ton balığı, midye, sardalya ve mavi yengeç gibi türlerde bulunuyor. Fakat bunların hepsinin konserveleri de yapılıyor. Dolayısıyla konserve olmayan deniz ürünlerine bakmadan, bunların içerdiği BPA miktarının ne kadarının konserve kutulardan ve ne kadarının deniz ürününün kendisinden kaynaklandığını bilemezsiniz. Ve bazen taze yumuşakçalar, istiridye, pisi balığı ve morinada daha bile yüksek seviye bulunmaktadır.
        Bu durum hiç de iyi değildir. Çünkü plastiklerde yer alan BPA gibi kimyasallar, hormon bozucular olarak bilinmektedir. Tüm bunların yanı sıra, deniz suyunda bulunan ve yağda çözünebilen kirleticiler de mikroplastik yüzeylere yapışabilir ve insan sağlığı bakımından ilave tehlikeleri de beraberinde getirir.


Çeviri: Sabriye Aşır
Kaynak: “Microplastic Contamination and Seafood Safety”, 24 Nisan 2019, NutritionFacts.org


Bütün Dünya dergisinin Temmuz 2019 sayısında yayımlanmıştır.
Bu haber 3023 kez görüntülenmiştir.
 
 
Yorumlarınız
 
IP   35.172.217.40  
Ad Soyad*
Yorum*
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu  
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.  
 
 Günün Diğer Gelişmeleri
09 Aralık 2019
Akıllı telefonlar, yazıcılar, çamaşır makineleri ya da su ısıtıcılar… Pek çok insan en az dört yılda..
08 Aralık 2019
Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesinde iki otomobilin çarpışması sonucu 5 kişi yarala..
07 Aralık 2019
Erdemir, 5 Aralık Dünya Mühendisler Günü’nde düzenlenen söyleşide geleceğin mühendislerini ağırladı...
07 Aralık 2019
Zonguldak’ta sosyal medya üzerinden uyuşturucu madde sattığı tespit edilen C.D. (32) Narkotik ekiple..
06 Aralık 2019
Dünya turizmine kapılarını açan İzmir Travel Turkey Fuarı’nda Kdz. Ereğli Belediyesi standı yoğun zi..
06 Aralık 2019
Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları (ERDEMİR) T.A.Ş’den yapılan açıklamada, şirketin engelli yurttaşla..





 
Anasayfa | S�k Kullan�lanlara Ekle | Yay�n �lkeleri | K�nye | Reklam | Facebook | Twitter | �leti�im
ereglibulteni © 2012-2019 Tüm Hakları Saklıdır