Sık Kullanılanlara Ekle |  Reklam  |  İletişim
  Röportaj 
  Köktürk: Silivri’dekine yargılama denilemez
Köktürk: Silivri’dekine yargılama denilemez
 
   

        Dünkü duruşmada, mahkeme başkanının direktifiyle avukatlara jandarma tarafından kaba kuvvet uygulandığına tanık olduklarını anımsatan Köktürk, şöyle dedi: “Bugüne kadarki Silivri’deki Ergenekon, Balyoz, Kafes gibi yargılamalarda ne yazık ki hukuki sürecin dışına taşan, yani arzu etmediğimiz gelişmeler yaşanmıştı. Aslında her celseye geldiğimizde, tüm bu gelişmelere rağmen yeni umutlarla burada oluyoruz. Fakat bugün maalesef, bu hukuk dışı süreç çok daha ağır boyutlara ulaştı. Bugün savunma avukatlarına robokoplarla bizzat fiili müdahalede bulunulan bir yargılama sürecini yaşadık. Zaten savunma hakkı, Silivri yargılamalarında ortadan kaldırılmıştı. Avukatların sanıklarla, müvekilleriyle duruşma salonunda görüşmeleri engellenmişti. Avukatlara ve sanıklara dosya ile orantılı olarak savunma süresi verilmemiş, savunma hakkı süre bakımından da kısıtlanmıştı. Olay bugün çok daha ileriye taşındı. Savunma avukatlarının en makul talepleri kabul edilmediği gibi, mahkemenin hukukdışı vermiş olduğu, karar dışı sözlü talimatlarla avukatların dışarıya çıkarıldığı, dışarı çıkarılmaları için kaba kuvvet kullanıldığı, fiili darba uğradıkları bir yargılama süreci yaşadık. Bugün çok kötü, hiç yaşanmaması gereken, adil bir yargılamada yaşanmaması gereken pek çok olaya tanık olduk. Bunun üzüntüsü içerisindeyim. Bir hukukçu olarak, milletvekilliğinden önceki 17 yıllık hukuk yaşamımda bu olaylara hiç tanık olmadım, ilk defa bu davada tanık oluyorum.”

        “HUKUK DEVLETİ KAVRAMININ İÇİ BOŞALTILDI”
        Yargılamalarda gelinen noktanın kaygı verici olduğunun altını çizen Köktürk, hukuk devleti kavramının içinin boşaltıldığına vurgu yaptı. Köktürk, şu ifadelere yer verdi: “Gelinen nokta hem Türkiye’de yargı sistemi, hem hukuk devleti, hem de ülke demokrasisi açısından oldukça kaygı verici bir noktadır. Bunları bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, bütün bu kavramların içinin boşaldığını bu yargılama süreçlerinde canlı biçimde görüyoruz. Türkiye’de artık bugün hukuk devletinin içi boşaltılmıştır, demokratik devlet ilkesi rafa kaldırılmıştır. Yargı bağımsızlığı ve adil yargılama ilkesi bu uygulamalarla maalesef artık sadece sözde kalan, içeriği doldurulamayan kavramlar haline dönüşmüştür. Bunun üzüntüsünü yaşıyoruz.”

        “HABERAL CEZAEVİNDE ÇÜRÜTÜLÜYOR”
        13 Nisan 2009’da göz altına alınması ve 17 Nisan 2009’da tutuklanmasından itibaren özgürlüğünden yoksun olan CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın, diğer pek çok saygın insan gibi cezaevinde çürütüldüğünü dile getiren Köktürk, “Hocamız çok saygın bir bilimadamı. Aslında ‘Suçum ne’ diye defalarca soruyor. Evinde ve işyerinde yapılan aramalarda herhangi bir somut delil bulunmamasına rağmen, diğer sanıklar gibi basmakalıp gerekçelerle, münferit olmaktan çıkıp artık genel bir uygulamaya dönüşen, maalesef matbu hale gelen gerekçesiz kararlarla Sayın Hocamız ve oradaki pek çok saygın insan cezaevinde çürütülüyor. Artık bu tutuklamalar tedbir olmaktan çıktı. Süre itibariyle ve ayrıca haksız tutuklamalar olması nedeniyle fiilen bir cezaya dönüştü. Bu da ağır bir insan hakları ihlali oluşturuyor. Zaten Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu yönde verdiği beş yüze yakın karar var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu tür uzun yargılamalarda verilen, makul sebebe dayanmayan uzun süreli tutuklulukların artık bir tedbir olmadığını, fiilen bir cezaya dönüştüğünü ve buradaki sanıkların haklarını ortadan kaldırdığını, değişik kararlarıyla ortaya koyuyor.” diye konuştu.

        “SAVUNMANIN OLMADIĞI YARGILAMAYA, YARGILAMA DENİLEMEZ”
        Ergenekon Davası kapsamındaki yargılamalarda, yargılamanın savunma ayağının yok sayıldığını ve savunmanın olmadığı bir sürece de yargılama demenin mümkün olmadığını anlatan Köktürk, şöyle devam etti: “Burada böyle bir süreç yaşanıyor. Artık tamamen hukuki sürecin dışına taşılmış. Mahkeme maddi gerçeği araştırma kaygısından vazgeçmiş. Mahkemede hazır bulundurulan tanıkların CMK 178. Maddeye göre hakim, mahkeme tarafından dinlenmesi gerekirken, bu yöndeki talepler tamamen gözardı edilmiş. Dolayısıyla burada, yine avukatların okunmayan zabıtlar, okunmayan sanık beyanları, tanık beyanları ve tutanaklara yönelik bunların okunması talebi, tamamen reddedilmiş. Ve tüm bunların üzerine yaklaşık 248 klasör ve bunların ekleri, yani milyonlarca sayfalık bir yargılamada, sabah avukatlara beşer dakika, öğleden sonraki oturumda da on beşer dakikayı aşmayacak savunma hakkı tanınmış. Milyonlarca sayfalık iddialarla kişileri suçluyorsunuz, haklarında iddialar yöneltiyorsunuz ancak savunma hakkını da beş ve on beşer dakikalarla sınırlıyorsunuz. Burada tamamen savunma hakkının yok sayılması, savunma hakkının ortadan kaldırılması, savunmanın yapılmadığı ve savunma ayağının yok sayıldığı bir süreci bize gösteriyor. Savunmanın olmadığı bir yargılamaya da yargılama demek zaten mümkün değil. Bu kadılık sisteminin olduğu dönemlerde belki makul sayılabilir ama yirmi birinci yüzyılın Türkiye’sinde bunları yaşamak, makul sayılamaz, kabul edilemez. Anayasamızın adil yargılama konusundaki hükümlerine açıkça aykırıdır.”

        “BUNUN ADI ARTIK YARGILAMA OLAMAZ”
        Duruşmada CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın konuşması sırasında mikrofonunun kapatıldığını da anımsatan Köktürk, şunları söyledi: “Balbay’ın konuşmasında mahkemeye karşı hakaret teşkil eden ifadeler olmamasına rağmen, sözü kesildi ve mikrofonu kapatıldı. Yani mahkemenin istemediği hiçbir şeyi söyleyemiyorsunuz. Oysa ki mahkeme heyeti sizin söylediklerinizi zabta geçmek zorundadır. Söylenenlerin içeriğini tartışamaz. Kararında ancak bunu değerlendirebilir. Ama Balbay’ın konuşmasına izin verilmeyerek, ‘Balbay bizim istediğimiz doğrultuda ifade vermiyor, savunma hakkını bizim istediğimiz şekilde kullanmadı, hukuka uygun kullanmadı’ diyerek diğer sanıklara söz verilmedi. Bir sanığın savunmasından yola çıkarak diğer tüm sanıkların savunma hakkını ellerinden alacak bir karar verebilir misiniz? Kaldı ki, Balbay’ın savunması da doğru bir savunmaydı. Ama belki mahkeme heyetinin istediği biçimde yapılan bir savunma değildi. Avukatlar söz istiyor, avukatlara söz verilmiyor. Avukatlar duruşma salonunun dışına çıkarılıyor. Sanıklar mahkeme heyetinin iradesine uygun beyanda bulunmadıkları zaman duruşmadan yasaklanıyorlar. Sanıkların olmadığı, avukatların olmadığı, skandal oluşturan gizli tanık beyanlarıyla, çelişkili bilirkişi raporlarıyla, tahrif edilmiş dijital tapelerle sözde gerçeğe ulaşılmaya çalışılıyor. Bunun adı artık yargılama olamaz. Buradan çıkacak sonuç, adil bir yargılamanın sonucu olarak kabul edilemez. Kamuoyunu tatmin edemez, vicdanlarımızı rahatlatamaz.”

        “SAMİMİYSELER ÇÖZÜM BULALIM”
        Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve uzun tutukluluk süreleri konusundaki sözlerine de atıfta bulunan Köktürk, şunları kaydetti: “Buradaki yargılamanın artık niteliği görülmüştür. Hukuki bir süreç yaşanmamaktadır. Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan, çok samimi olmadıklarını biliyorum ama dönem dönem kamuoyuna mesajlar veriyorlar. Halka en ufak bir saygıları varsa, bu konuda bazı mesajlar veren bir Başbakan’ın parlamentoda kendi grubu var, dördüncü yargı paketinde bunun çözüm yollarını araması gerekir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Türkiye’nin yeniden bir hukuk devleti olması, demokratik bir devlet olması için, adil yargılamanın gelişmesi için, milletvekillerimizin tutuksuz yargılanması için ve cezaya dönüşen uzun tutuklulukları ortadan kaldırmak için üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Sayın Başbakan ve partisinin yöneticilerini de samimiyete davet ediyorum. Eğer sözlerinde bir parça samimiyet ve halka karşı da bir parça saygıları varsa, gelsinler parlamentoda gereğini yapsınlar.”
(ereglibulteni) Bu haber 662 kez görüntülenmiştir.
 
Bu haber ile ilgili video
 
Yorumlarınız
 » Kalkıp İsveç Parlementosuna gidecek Türkiyede demokrasi Standartları yükselecek sözü vereceksiniz, ancak tüm dünyanın gözü önünde mahkemelerinizde skandallar yaşanacak.Neresinden Bakarsanız bakın elle tutulur yanı yok. -   Dr. Hülya Şen / 15 Mart 2013- 09:02
 
IP   35.175.113.29  
Ad Soyad*
Yorum*
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu  
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.  
 
 Günün Diğer Gelişmeleri
16 Şubat 2020
Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde 59 yaşındaki Sevgi Aksu yalnız yaşadığı evinde kafasına tek kurşun sık..
09 Şubat 2020
Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde yolcu otobüsünün karlı yolda kayması ve kamyon ile çarpışması sonucu m..
08 Şubat 2020
Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde etkili olan kar yağışında kayganlaşan zeminde sürücü direksiyon hâkimi..
08 Şubat 2020
Bölgemizi etkisi altına alan kar yağışına karşı teyakkuza geçen Kdz. Ereğli Belediyesi, herhangi bir..
06 Şubat 2020
Mobbing ile Mücadele Derneği tarafından Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde “İşyeri Kanseri Mobbing” konul..
05 Şubat 2020
Zonguldak’ın Ereğli ilçesine bağlı Akköy Köyü’nde hayatına son veren Ali Türköz’ün canlı yayında int..





 
Anasayfa | S�k Kullan�lanlara Ekle | Yay�n �lkeleri | K�nye | Reklam | Facebook | Twitter | �leti�im
ereglibulteni © 2012-2019 Tüm Hakları Saklıdır