Sık Kullanılanlara Ekle |  Reklam  |  İletişim
  Röportaj 
  ERDEMİR neden bir üniversite kurmasın?
ERDEMİR neden bir üniversite kurmasın?
 
   

Saadet Partisi (SP) Ereğli İlçe Başkanı Gökhan Göktaş, EreğliBülteni’nin sorularını yanıtladı…


● Yerel Seçimler’in erken yapılacak olması konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Seçimlerin yaklaşık 4-5 ay öne alınması gündemde. Bu sıralarda eğer hükümet yetiştirebilirse Meclis’te, seneye 27 Ekim’de seçim yapılacağı söyleniyor. Bu söylenti çıktıktan sonra hemen Saadet Partisi Genel Merkezi’nden illere yazı geldi ve biz apar topar geçen hafta il merkezinde bir toplantı yaptık. Seçim işleri startını verdik. Seçim çalışmalarında ne yapacağız, ne edeceğiz bunları konuştuk.

Hemen akabinde de Cuma akşamı İlçe Divanı toplantımıza eski Üsküdar Belediye Başkanımız, Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Yılmaz Bayat katıldı. Şu anda Saadet Partisi’nde harıl harıl bir çalışma var. İl Divan, İlçe Divanlar denetleniyor. Seçim İşleri Başkanları Ankara’ya çağrılıyor. Biz İlçe Başkanları olarak yakında Ankara’ya gideceğiz ve üç gün kalacağız. Saadet Partisi bu seçimlere çok iddialı giriyor.

Yıllardır halkımızda ‘AK Parti narkozu’ dediğimiz bir olay var. İnsanlar ısrarla bazı şeyleri görmek istemiyorlardı. Tek başına iktidarın verdiği avantajlardı. Fakat şu anda herkes bazı gerçekleri görüyor. Sürekli yapılan zamlar var. Şehitlerimiz var. Dış politikada bir sürü berbat hatalar var. İç politikada çok büyük sıkıntılar var. Ülkede huzursuzluk, ‘sen-ben’ kavgası var. Artık halk, AK Parti’den memnun değil. Belki bu duruma alternatifsizlikten gelmişlerdi. Ama şu anda görünen bir sıkıntı var ve bu sıkıntı Yerel Seçimler’de patlayacak. Biz böyle tahmin ediyoruz.

Bildiğiniz gibi, Has Parti’nin kendisini kapatması ve Genel Başkanlarının AK Parti’ye geçmesi gelişmeleri yaşandı. Partinin içindeki çoğu arkadaş boşta kaldı. AK Parti’de üçüncü dönem aday olamayacaklar boşta. Yeni Türkiye Partisi de kapandı ve partililer boşta kaldı. Onlar yuvaya dönmek için sabırsızlanıyor. Biz de onlar yuvaya dönsün diye uğraşıyoruz. Sonuçta AK Parti’nin içerisinde de, partinin düşünüldüğü gibi olmadığını gören pek çok arkadaşımız var. Tüm bunları derlediğimizde, biz Yerel Seçimler’de büyük bir başarı elde edeceğiz.

● Ereğli’de ve Zonguldak’ta Yerel Seçimler’de nasıl bir tablo oluşabilir?

Zonguldak’ta ve Ereğli’de nasıl olur bilemeyiz. Ama biz elimizden geldiğince seçimleri almak için çaba göstereceğiz. Parti olarak belli bir inanç yapımız, ideolojimiz var. Bizim anlayışımız; halka hizmet Hakk’a hizmet anlayışıdır. Milli görüş çizgisinin amacı, insanlığa hizmettir. Bu amaç uğruna çalışmakla görevliyiz. Bu çalışmayı yapmakla zaten kazanıyoruz.
Eğer yeri geldiyse, zaman ve mekân müsaitse, biz de hak etmişsek milletvekilliği, Belediye Başkanlığı, Başbakanlık gibi koltuklar nasip olur. Bu koltukları almamız, bizim başarımız değildir. Her şey şartların, insanların, zamanın uygun olmasıyla oluşur. Biz Ereğli Belediyesi’ni almak için uğraşacağız. Zonguldak’taki tüm belediyeleri almak için uğraşacağız.

Şu anda Saadet Partisi’ne pek çok aday başvurusu var. Abartısız söylüyorum ki, aday enflasyonu yaşıyoruz. Birkaç gündür bana sürekli baskılar var. Ama bizde kararı, il ve ilçenin görüşüyle Genel Merkez vereceği için henüz aday konusunda bir kesinlik sağlamadık. Genel Merkez’den bizlere gelen emir; ‘Bölgenin sorunlarını, eksikleri belirleyin. Son birkaç seçimin tüm adaylarının bildirgelerine bakın. Kazanan belediye başkanının bildirgesine bakın, neler vaat etmiş, neler yapılmış bakın. Tüm bunlara bakarak, proje anlamında bir hazırlık yapın’ şeklindedir. Biz şu anda bunu yapıyoruz.
Aday kim olursa olsun ilkelerimiz doğrultusunda belli bir çalışmamız olacak. Aday, bunun üzerine kendi projelerini ekleyerek geliştirecek. Biz, adaya bağlı siyaset yapmıyoruz. Ölçülerimiz ve kurallarımız var. Bunlara uyan herkes, partimizden aday olabilir. Aday adayı başvurularını şu anda kabul ediyoruz. Yapılan her başvuruyu da çok ciddi biçimde inceliyoruz.

● Ereğli Belediyesi’nin çalışmaları konusundaki görüşleriniz nedir?

Ereğli Belediyesi bazı hizmetler yapıyor, bunu inkâr edemeyiz. ‘Ereğli Belediyesi hiç hizmet yapmıyor’ demek ayıp olur, terbiyesizlik olur. Ereğli’de yapılan pek çok şey var. Ama milli görüş belediyelerinin yaptığı hizmetlere baktığınız zaman, Ereğli Belediyesi o kadar çok çalışmıyor. Çoğu belediyeye göre çalışıyor olabilir. Ancak milli görüş belediyeleri gibi değil.
Bir de milli görüş belediyelerinin farklı bir bakış açısı vardır. Biz, o farklı bakış açısını Ereğli’ye yansıtmak istiyoruz. Yani farkı ortaya koymak istiyoruz. Halka artık, başka bir bakış açısı, başka bir alternatif sunmak istiyoruz.

Diğer yandan, belediyecilik konusunda Refah Partisi’nden bu yana milli görüş kadroları asla geçmişle kavga etmedi. Biz de geçmişle kavga etmeyiz. Ereğli’de Belediye Başkanı (Halil Posbıyık) istifa ettiğinde, aradaki o on bir aylık dönemde, yeni belediye kadroları –başkanı onun dışında tutuyorum, o bunlara girmedi ama, hemen müfettişler çağırdılar. Bir sürü gelişme yaşandı. Bir de baktık, müfettişler tarafından tespit edilen 13 eksiğin 9’u, yeni yönetime aitti. Birkaç aylık döneme aitti. Bu gerçekten gülünç bir durumdur. Daha sonra buna sebep olanlar belediyeden uzaklaştırıldı.

İşte, demek istediğim budur ki, milli görüş bunu yapmaz. Geçmişle kavga etmez, kişisel intikam almaz, ‘sen-ben’ demez, emaneti ehline verir. Siyasi görüşle değil, işini düzgün yapıp yapmadığıyla ilgilenir. Bizim geldiğimiz belediyelere, beraberinde bolluk ve bereket gelir. Çünkü bir zihniyet değişimi yaşanır.
Biz de bu seçimlere yönelik çalışmalarımıza başladık. Önümüzde bir yıl var. Üyelerimizi daha üç ay öncesinde yenilememize rağmen, Genel Merkezimizin talebi üzerine tekrar yeniliyoruz. Şu anda teşkilat üzerinde çalışma yapıyoruz. İnşallah bu tempo ile devam edersek, Ereğli’de güçlü bir seçim atlatacağız. Sonuca gelince, biz ne kadar çalışırsak sonuç o dur diye düşünüyorum.

● Ereğli’deki mevcut ekonomik ortamı nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlçedeki ekonomik ortam çok kötü durumda. Bunu hepimiz biliyoruz. Türkiye’deki, dünyadaki krizden önce, Ereğli’de zaten bir kriz başlamıştı. Beş yıl önce, Ereğli’de ekonomik sıkıntılar başlamıştı. Bu özellikle inşaat sektörüyle kendini göstermişti. Daha sonra Türkiye’de başlayan gerileme ve dünyada patlayan krizle birlikte Ereğli bitti. Buna ERDEMİR’in özelleştirilmesi ilk anda sebep oldu. Oradaki maaş indirimi, insanların endişe nedeniyle kendilerini geri çekerek alışveriş yapmamaları ve paranın kilitlenmesini sayabiliriz.

Yeni bir kanunla, doktorların özel muayenehanelerini kapatması da bu nedenler arasına gösterilebilir. Çünkü Ereğli’de bu da büyük bir ekonomiydi. ERDEMİR’in satış politikası nedeniyle sac tüccarlarının ardı ardına patlaması ve en büyük sıkıntı da tersaneler dolayısıyla yaşandı. Tersanelerde yaklaşık 6 bine yakın insan işsiz kaldı. Sebebi dünya krizidir belki ama Türk lirasının ısrarla yüksek tutulması politikasının da etkisi oldu. Bu popülist bir politikadır, insanların hoşuna gidiyor olabilir ancak bu ne yazık ki bizim ithalatımızı artırıyor, ihracatımızı düşürüyor ve cari açığı müthiş derecede büyütüyor. Firmaların yurtdışı rekabetini de engelliyor.

Türk lirasının yüksek olması nedeniyle ilkin tekstil sektöründe çok büyük bir sıkıntı yaşadık. Şimdi de aynı sıkıntıyı çok büyük biçimde tersanelerde bir kez daha yaşadık. Kriz patladığında, Avrupa’da fiyatlar düşünce ve talep azalınca, bizim firmalarımızın maliyetleri de, fiyatları da Avrupa’ya göre yüksek kaldı.

Bu durumda konuya devletin el koyması gerekiyordu. Bir kriz varsa, orada özel çözümlerle müdahale edilmesi gerekir. Ereğli’de de bir kriz var. Kriz öncesi Çin, dünyada en çok demir üreten ve en çok da demir ithal eden ülkeydi. Çünkü sürekli fabrika kuruyorlar yetiştiremiyorlar. Yunanistan da dünya deniz ticaretinin sahibiydi. Kriz patladığında, siparişler iptal olunca o komünist diye beğenmediğimiz Çin devleti, tersanelerine ‘gemileri üretmeye devam edin, kimse almazsa ben alacağım’ dedi. Alım garantisi verdi, sübvanse etti. Ne oldu? Tersaneleri batmadı. İlk başta zarar gibi görünse de; vergilerden, işsizlikten, pek çok şeyden dolayı da Çin devleti aslında kazandı. Sonuç olarak da Çin, şu anda dünya ticaretinin lideri konumunda. Yunanistan ne oldu? Sübvanse etmedi. Krize girdi. Ve bakın Yunanistan ne durumda… En iyi oldukları dünya deniz ticaretinde, gerilere düştüler.

Bazen bir şeyi vermek, sübvanse etmek, desteklemek zararmış gibi görünse de; aslında uzun vadede kazançtır. Ne yazık ki, bizim yöneticilerimiz bunu göremedi. Tersanelere alım garantisi, dolarda kur, vergi indirimi gibi şeylerle destek vermediler. Hatta, mesleğim nedeniyle biliyorum ki; tersaneciler halen yol, imar, ruhsat gibi onlarca bürokratik sıkıntıyla uğraşıyorlar. Devlet bu insanlara destek vereceğine hep engel çıkarıyor. Ve sonuç olarak da 6 bin kişi işsiz! Bir ailenin dört kişiden oluştuğunu hesap etsek, 24 bin kişilik bir yoğunluktan söz ediyoruz. Ereğli’de bunu aşmak için büyük bir çözüme ihtiyaç var.

● AK Parti Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Ercan Candan’ın seçildiğinden bu yana ortaya koyduğu performansı ve çalışmaları için ne söylersiniz?

Milletvekilimiz iyi niyetli. Belirli bir eğitim kapasitesi olan birisi ve çalışıyor. Ancak bu çalışmalar yetersiz. Bunu halk da görüyor. AK Parti’deki arkadaşlar da bunu söylüyor.

Ereğli’de eskiden Belediye ile milletvekili arasında sıkıntı vardı. Özellikle de Fazlı Bey’in Belediye ile çok büyük bir kavgası vardı. Ereğli de bundan dolayı çok kaybetmişti. Sayın eski vekilimiz son döneminde Belediye ile arayı sıcak tuttu ve o bir senelik çalışmada; Fen Lisesi, Adliye, hastane, derelerin ıslahı gibi pek çok yatırım Ereğli’ye geldi. Ne yazık ki, Ereğli’de bu kavga devam ettiği sürece, ilçeye yatırım gelmez. Belediye ve iktidar, siyasi görüşlerini bir yana bırakarak el ele verirlerse, yatırımlar artacaktır. Ki bu konuda Belediye üzerine düşeni yerine getiriyor, iktidar tarafına daha fazla iş düşüyor.
Bu yatırımlar, elbette güzel ancak Ereğli’yi kalkındırmaz. Bunlar Ereğli’yi açmaz. Sayın vekilimiz (Prof. Dr. Ercan Candan) bir otomobil fabrikasından bahsetti. Sonuç? Hiçbir şey…

Ticaret ve Sanayi Odası da iyi niyetle, Bülent Ecevit Üniversitesi’nin Ereğli’ye kurulması için uğraştı. Ancak ilçelere üniversite kurulamayacağı yönünde bir durum ortaya çıktı. Kanunlar bellidir belki evet ama kanun hükmünde kararnameler de çıkarılabiliyor. Yani ülkede istenen bir şey özel çözümlerle halledilebilir. Bu bir çözüm önerisiydi, olmadı.
Ancak daha önce de dile getirdiğim bir nokta var ki, üniversite ile ilgili ‘kelle hesabı’ yapmamak gerekir. Ereğli’ye 30 bin öğrenci gelecek de, böylelikle Ereğli’yi kalkındıracağız düşüncesi yanlıştır. Üniversitenin, ekonomiye ilk aşamada çok ciddi bir katkısı olmaz. Belli sektörlerde ve dar alanda katkısı olur.

● Ne yapmak gerekir?

Ereğli’de ERDEMİR var, sanayi ve üretime yönelik fabrikalar, tesisler var. Yetişmiş insan gücümüz ve birikimimiz var. Bu üniversite düşüncesini, bir teknik üniversite projesine dönüştürmek gerekir. Derdimiz; bir vakıf üniversitesi kurmak, bu vakıf üniversitesini teknik üniversite şeklinde değerlendirmek, başta makine, metalürji, elektronik alanlarında ERDEMİR ve diğer kurumların da katkısını sağlayarak otomobil fabrikasının temel altyapısını oluşturmak olmalıdır.

Bunu yapabilirsek, otomobilin belki tamamı değil ama örneğin motoru Ereğli’de üretilebilirse, işte o zaman Ereğli kurtulabilir. Böyle bir projeye ihtiyacımız var. Böyle bir proje için de geçenlerde ‘Amelebirliği üniversite kursun’ dediler. Bu, Amelebirliği’nin yapacağı iş değil. Bu komik bir düşünce.
Ama hiç kimse, ERDEMİR’i konuşmadı. ERDEMİR neden üniversite kurmaz? Bugün Koç Grubu, Sabancı Grubu üniversite kurdu. Doğuş Grubu otomotiv mühendisliği kurdu. Kendi elemanını kendisi yetiştiriyor. Hem okuyan öğrenci mesleki yönde kendisini geliştiriyor, ne yapacağını biliyor, teori ve pratiği birleştirerek donanımlı mezun oluyor. Hem de holdinge bağlı bir üniversite olduğu için de mezun olduğunda iş buluyor. Böyle bir sistemi ERDEMİR de kurabilir. OYAK çok büyük bir kurum. ERDEMİR Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birisi.

Ereğli’de Lojmanlar bölgesi imarda, revizyonda çok tartışıldı. İşte Lojmanlar bölgesi müsait. Alın size üniversite alanı… Birileri siyaseten uğraşsın. Ancak yalnızca siyasetle de bitmiyor. ERDEMİR vakıf üniversitesini kursun, teknik bir üniversiteye döndürülsün, otomotiv fabrikası ya da teknoloji ile ilgili başka bir yatırımın altyapısı oluşsun. Bu bizi kurtarabilir.
Ereğli’de revizyon konusu da geçildi. Bu belki ilerleyen günlerde inşaat sektörünü bir parça hareketlendirecek. Ama bu da bizi kurtarmayacak. Çünkü Ereğli çok kan kaybetti. Vakıf üniversitesi kurularak, öğrenci sayısı bakımından değil, teknoloji ve yatırım altyapısı oluşturmaya yönelik bir çalışmayla Ereğli’ye çözüm bulabiliriz.

● Son olarak Ereğli Eğitim Fakültesi’nden de bir bölümün Zonguldak merkezine alınmasına karşı çıkmıştınız…

Bülent Ecevit Üniversitesi’ne İlahiyat Fakültesi kurulacağını duydum. Rektörümüz daha konuyu netleştirmeden bir açıklama yaptım. Burada Din Öğretmenliği Bölümümüz ve beş yardımcı doçentimiz var. 60 öğrencimizin bulunduğu bir mevcut var. TSO’nun sözü ve Belediye’nin bina desteği söylemiyle birlikte, ‘gelin İlahiyat Fakültesi’ni buraya kurun’ dedim.

Bu açıklamamdan bir hafta sonra Rektör Bey aradı, ‘Ben hiçbir yere fakülte sözü vermedim’ dedi. ‘Fakat siz kampuslarınızı birleştirerek bir uydu kampus yapın, ben size nüfusunuzun yüzde 10’una kadar, ilave bölümlerle kontenjan ve öğrenci artırayım’ dedi. Ereğli olarak zaten krizde olduğumuzu, elimizden hazır bölüm ve öğrencileri alacaklarını kendisine ifade ettim. ‘Ben Din Öğretmenliği Bölümü’nü Ereğli’den almayacağım’ yanıtını verdi.

Ancak bölümün gideceği geçen ay kesinlik kazandı. Üstelik bu yıl bölümün kontenjanı da artıyordu. Bölümün Zonguldak merkezine alınması bu yıl için şart değildi. Öğrenciler bu yılki planlarını Ereğli’ye göre yapmışlardı. Aynı gün içerisinde, bölümün Zonguldak’a alınmasına dair yazı üç kez değişti. Sonra da Sayın Rektör, ‘YÖK’ten geldi’ dedi. Hayır, YÖK’ten gelmedi. YÖK, size bu sene burada yapın diye bir şey söylemedi. Bu acelecilik niye? Bu öğrenciler bu yıl burada kalsalardı ne olurdu? Bir gün içerisinde 190 öğrencinin kaderiyle üç kere oynayamazsınız. YÖK’ün arkasına sığınmasın.

Rektör Bey il merkezi dışına fakülte açma düşüncesine karşı. Bu konuda bazı noktalarda da haklıdır. Ancak, Rektör Bey’in verdiği söze bakarsak, nüfusun yüzde 10’u 10 bin öğrenci demektir. Şu an 2 bin 500 öğrencimiz var, 7 bin 500 öğrenci daha verecek anlamına geliyor. Peki bu yıl hiç öğrenci almadı? Hiçbir ek bölüm açılmadı. Hala ek bölüm ya da ek kontenjan ile ilgili YÖK’e yapılmış bir başvuru yok.

● Nerede yanlış yapıyoruz da, Ereğli’nin talepleri havada kalıyor?

Zonguldak siyasetinde yıllardır gördüğüm bir eksiklik var. Zonguldak ne yazık ki, hizmette hep geri kaldı. Cumhuriyet kurulduğunda, ülkedeki iki tenis kortundan biri Zonguldak’taydı. Zonguldak çok büyük bir şehirdi. Türkiye’de pek çok siyasetçi, bölgesine hizmet ediyor. Ama bir rahmetli Veysel Atasoy dışında güçlü bir siyasetçiyi Zonguldak’tan çıkaramıyoruz.
Benim için ölçü şudur ki; partisinde güçlü olan insan, milletvekili, belediye başkanı, başbakan olsun. Bu çok önemli. Şimdi vekillerin zayıf kalmasından söz ediliyor. İşte sebep bu; partisinde güçlü olmak… Biz, Genel Merkezinde, partisinde güçlü, buraya hizmet getirecek siyasetçiler istiyoruz.

Çaycuma bölgesindeki siyasiler, Genel Merkezleri bakımından hep güçlüdürler. Bu yüzden yıllar yılı hizmet hep o tarafa gider. Tünellerden berisi hep atlanır. Son birkaç dönemdir bu yavaş yavaş kırılmaya çalışılıyor.
Halil Bey (Posbıyık) yüzde 50-55-65 gibi oylarla belediye başkanı oldu, dördüncü döneminde. Eğer Çaycuma’da bu oylarla dört dönem belediye başkanlığı yapsaydı, herhalde bakan olurdu. Ne yazık ki Zonguldak siyaseti, tünellerden berisine sağır. Bizi duymuyorlar, bizi görmüyorlar. Ereğli ve Alaplı, kavgaları bitirip kendi içerisinde kilitlenmediği sürece Zonguldak bizi dinlemez. Her zaman için Zonguldak merkezi, Çaycuma bölgesi yatırımlarda bizim önümüze geçer ve nitekim geçiyor da…

● Rektörümüzün tavrı da buna örnek midir?

Çaycuma’ya İktisadi İdari Bilimler Fakültesi açılmıştı. Dönemin Çaycuma siyasileri güçlüydü ve ‘Buraya açılacak arkadaş’ dediler. Ve nitekim açıldı. Yani (ilçelere üniversite için) Bakanlar Kurulu’ndan karar alınması gerekiyor deniliyor. Bakanlar Kurulu’ndan karar almak da kolaydır. Eğer siz siyasetçiyseniz, yaparsınız. Güçlü siyasetçiyseniz alırsınız. Yoksa normal bir milletvekili… Hayır, Ereğli’nin buna ihtiyacı yok. Ereğli büyük bir ilçe, pek çok ilden daha büyüktür. Ekonomik olarak çok güçlü olmayan, nüfus olarak büyük olmayan bir Çaycuma siyasette bu kadar aktifken; biz Ereğli olarak ne yazık ki çok zayıfız.

Ne konuda eleştiri yapılsa, duble yollar öne sürülüyor. Akçakoca tarafına yapıldı, tamam. Ama Zonguldak-Ereğli yolu 45 kilometre, yapılamadı. Tamamlanamadı. 12 senedir bitirilemedi. Sağlık alanındaki iyileştirmelerden söz ediliyor. Eczanelerle anlaşma yapılması, barkot sistemine geçilmesi, evet güzel gelişmelerdir. Ancak barkot sistemini AK Parti mi buldu? Dünyada zaten bu sistem vardı. Teknoloji sürekli olarak gelişiyor, işler hızlanıyor. Yani şu anda iktidarda AK Parti değil de, hangi parti olursa olsun; bu yapılanların büyük bölümünü zaten yapmak durumundaydı. Sistem değişimi gerektirecekti…

● Son dönemde artan terör saldırıları konusunda ne diyeceksiniz?

Hükümet, Güneydoğu ile ilgili bazı projelerinden geri adım attı. Ve resmen bir savaşa girdi; bir temizleme savaşına… Binlerce asker yığıldı, bir çatışma-teyakkuz durumuna geçildi. Peki teyakkuz durumunda ne yaparsınız? Önlemi daha çok alırsınız. Ama bakıyoruz, karakollarımızın çoğu kötü durumda. Fiziki olarak berbat haldeler. Karakollardaki askerler henüz çatışma görmemiş, mermi atmamış tecrübesiz askerlerdir. Buralardaki askerlerimiz, baskın korkusuyla kendilerini yıpratıyor. Siz böyle bir durumda çatışma ve operasyonlara giriyorsunuz. Terör örgütü de, karşı saldırılar planlıyor. Zayıf karakollara saldırı ve insan yoğunluğu olan yerlerde canlı bomba eylemleri ile karşımıza çıkıyorlar. Burada, iki konuda net tedbirler alınarak operasyonlara başlamanız gerekirdi. Bir işe başlanıyorsa, önlemleri iyi alacaksınız.

İstihbarat çalışmalarına da özen gösterilmesi lazım. İsrail’den, Amerika’dan alınan Heronlarla da istihbarat yapmayın. Yoksa kaçakçıyı terör örgütü elemanı diye vurursunuz, terör örgütü elemanını da kaçakçı diye serbest geçirirsiniz. Şuna benzetiyorum; bir adam kiralık katil tutmuş sizi öldürecek. Siz gidip kiralık katili tutan adama diyorsunuz ki, ‘Ya beni o adamdan kurtar’… E zaten katili tutan o! Siz Amerika’dan, İsrail’den istihbarat bekliyorsunuz. Ve bu istihbaratla terör örgütüyle mücadele etmek istiyorsunuz. Sorarım size, bu terör örgütünün silahları nereden geliyor?
Bu acıların dinmesi gerekiyor. 10 yıldır halkımızı uyutuyorlar…
(Sabriye AŞIR) Bu haber 810 kez görüntülenmiştir.
 
Bu haber ile ilgili video
 
Yorumlarınız
 
IP   54.237.183.249  
Ad Soyad*
Yorum*
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu  
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.  
 
 Günün Diğer Gelişmeleri
31 Ağustos 2020
Zonguldak’ta seyir halindeki kamyonetin freni boşaldı. Freni boşalan kamyon park halindeki araçlara ..
29 Ağustos 2020
İş insanı, heykeltıraş Mehmet Gazioğlu, kentin simgesi olan sarı ve yeşil renklerde 2 çelik heykeli,..
28 Ağustos 2020
Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle şu kutlama mesajını y..
28 Ağustos 2020
Kdz. Ereğli Belediyesi’nin sağlıklı tarımı desteklemek, yerel tohumu korumak, çoğaltmak, halka dağıt..
26 Ağustos 2020
Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde kurulma çalışmaları başlatılan Bülent Ecevit Üniversitesi Karadeniz Er..
25 Ağustos 2020
Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde köpeği ile birlikte uçurumda mahsur kalan kişi, itfaiye ekiplerinin ya..





 
Anasayfa | S�k Kullan�lanlara Ekle | Yay�n �lkeleri | K�nye | Reklam | Facebook | Twitter | �leti�im
ereglibulteni © 2012-2019 Tüm Hakları Saklıdır