Sık Kullanılanlara Ekle |  Reklam  |  İletişim
  Röportaj 
  “Köksal, Mehmet için uğraş vermek zorunda”
“Köksal, Mehmet için uğraş vermek zorunda”
 
   

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, başı eğdirilmeye çalışılan Türk ulusuna ve aslında tüm dünyaya, Kurtuluş Savaşı ile bağımsızlığı kazanmayı; ardından Harf Devrimi’yle de Türkçeyi öğretmişti. Atatürk’ün ‘başöğretmenlik’ unvanını kabul etmesinin ay ve günü 24 Kasım’dı. (1928) 24 Kasım günü, Atatürk’ün 100. doğum günü olan 1981’den itibaren Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor. Öğretmenler Günü’nü 31. kez kutlarken, Atatürk’ün izini takip eden ve hemen her kentte yaşamış ve yaşayan eğitim savaşçılarından, başöğretmenlerden birisiyle, Cumhuriyet’in ilk kentinin başöğretmeni olarak kabul edilen Canpolat Pamay’la O’nun eğitim ve spordaki mücadelesini konuştuk.

“ÖNCE BAKANLIĞA ŞİKAYET ETTİLER, SONRA TAKDİRNAME VERDİLER”
Canpolat Pamay, Zonguldak’ın köklü eğitim kurumu olan Mehmet Çelikel Lisesi’nde 1954’te göreve başladı. Çelikel’deki görevi aşağı-yukarı 40 yıl sürdü ve bu 40 yıl içerisinde öğretmen, müdür yardımcısı ve okul müdürü olarak görev yaptı. Çelikel’in disiplinli Beden Eğitimi Öğretmeni Pamay, emekli olduktan sonra Çelikel Lisesi’nde kurduğu vakıf sayesinde bugün Mehmet Çelikel Lisesi’nin birçok konuda daima önde olmasının gururunu yaşıyor… ‘Ben artık emekliyim, yerimde oturayım, bir şeye karışmayayım’ gibi bir düşüncesi de yok. Bugün de, başta eğitim-öğretim, spor, Zonguldak olmak üzere ülke meselelerine kafa yormaya, ilgilere yazılar yazmaya devam ediyor, gerektiğinde sitem ediyor. Sayısız ödülü, onun mücadelesi onur madalyaları olarak sıralanıyor…
“Ben müsterihim” diyor. Bunca ödülün, bir şeyler yapmaya çalıştığının bir göstergesi olduğuna inanıyor ve kendisini halen arayan-soran öğrencilerini de anarak, tümü için emeğini-uğraşını helal ediyor.

O yıllara dair ilk akla gelen anılarından birisini anlatmasını rica edince, başarısının soruşturmaya dönüştüğü ve bugünlerdeki ‘dershaneler tartışmaları’na atıfta bulunan bir anısı çıktı gün yüzüne: “Benim müdürlük yaptığım dönemlerde üniversiteye giriş oranlarımız; Matematik A’da 60’ta 60, Matematik B’de 60’ta 60, Tabii Bilimlerde yüzde 80 ve diğer sınıflarda da oldukça yüksekti. Bu konuda, okuldaki öğretmenlerle kurslar başlattık. Ve o kurslar; lise birler, lise ikiler ile son sınıflar olmak üzere, üniversite sınavlarına yönelik 6-7 yıl boyunca devam etti. Böylelikle üniversiteye giriş oranlarımız yüzde yüze ulaştı. Bu arada tabii, o dönemde dershaneler 3-4 tane idi. Beni ‘Dershanelere öğrenci göndermiyor’ diye Bakanlığa şikâyet ettiler. Bakanlık’tan gelen iki müfettiş konuları incelediler ve benden cevap istediler. Ben de o dönemdeki sınıflarımızın üniversiteye giriş oranlarını içeren çizelgeyi cevap olarak onlara sundum ve gittiler. Birkaç ay sonra, hem bana hem de Mehmet Çelikel Lisesi öğretmenlerine takdirname geldi.”

‘ÖĞRETME’NİN MÜCADELESİ
Çelikel’in, Pamay’lı yükseliş yıllarında sporda art arda başarılar elde ediliyordu. Basketbol, voleybol, atletizm, boks, güreş ve altı folklor ekibi olarak yıllarca yarışmalara katıldılar ve çok iyi dereceler elde ettiler. Mehmet Çelikel’den 15 milli sporcu çıktı. Canpolat Pamay, o başarı dolu günleri anarken, bugünün olimpiyatlardaki düş kırıklığı tablosu aklına geldi: “Londra’daki olimpiyatlara 114 sporcu ile gitmek ve iki madalyadan sonra dönmek, dünyada 42. sırada olmamız beni çok üzüyor. Çünkü daha önceki dönemlerde olimpiyatlarda Balkan şampiyonluğumuz, Avrupa şampiyonluklarımız var. Özellikle milletimizin ata sporu olan serbest güreşte sıfır çekmemiz beni çok üzdü.”
Canpolat Pamay, bugün Zonguldak’ta ve ülkedeki okul takımlarında da iyi bir düzey yakalandığına inanmıyor: “Spor takımlarının ve okullardaki sportif çalışmaların da iyi bir düzeyde olduklarına inanmıyorum. Yanlıştır diye mütalaalar yürütüyorum.”
Pamay Çelikel Lisesi’ndeki görevleri devam ederken, Zonguldak TED Koleji’nin kuruculuğunu ve idareciliğini de üstlendi. 1959-60 yılında 34 öğrenci ile kurduğu TED Koleji’nde 7-8 yıl idarecilik yaptı. Şimdi de torunu, dedesinin kurduğu okulda öğrenim görüyor.
Can Hoca, Çelikel Lisesi’nde öğretmen, TED Koleji’nde de idareciyken beş yıl boyunca da Spor İl Müdürlüğü görevini yürüttü. Üstelik bu görev için de hiçbir maddi karşılık almaksızın, 5 yıl müdürlük yaptı. Şimdiki Canpolat Pamay Kapalı Salonu, yanındaki bölge binası, stadyumdaki açık tribünler onun çabalarıyla Zonguldak’a kazandırıldı. 40 yıl boyunca süren öğretmenlik görevinin sorumluğuyla, idarecilik ve okul müdürlüğünü bir arada başarıyla sürdüren Canpolat Pamay, üç yıl da Yunanistan’da görev yaptı.

“MİLLİ EĞİTİM’İN DURUMU BENİ ÜZÜYOR”
Pamay, kendi dönemlerinde birlikte çalıştığı öğretmenleri de özlemle arıyor… Pamay’ın bu görüşünün, aslında öğretmenliği salt bir öğretme görevi olarak değil; aynı zamanda derin bir özveri seviyesine ulaşabilme meselesi olarak gördüğünü anlamak, verdiği örnekle çok daha mümkün hale geliyordu.
Belki de Can Hoca, bugünün öğretmenlerinin ‘biraz kulağını çekiyor’du: “Diyebilirim ki, eski öğretmenleri, bizim dönemlerimizdeki öğretmenleri aramaktayım. Bunun yanında, öğretmen yetiştiren müesseselerimiz iyi öğretmenler yetiştirmiyor. Kendi branşım, beden eğitimi öğretmenliğinden örnek verecek olursam; bir beden eğitimi öğretmenine ‘Niçin basketbol takımı yok’ dediğimde, ‘Hocam benim branşım voleybol’ diyebiliyor. Hâlbuki bir beden eğitimi öğretmeninin tüm branşları en iyi şekilde bilmesi ve öğretmesi gerekir. Çünkü karşısındaki çocukların değişik alanlarda istekleri olacaktır ve bu isteklere cevap vermek zorundayız. Bu bakımdan, şu anda görevli idareciler de dâhil olmak üzere Milli Eğitim’in durumu, eğitim-öğretim ve diğer konularda beni üzmektedir.”
4+4+4 sisteminin de başarılı olacağına inanmadığını söyledi 40 yıllık tecrübesiyle Can Hoca… “Çok yanlış” dedi ve devam etti: “Geçtiğimiz günlerde televizyonda izledim; bir okul müdürü 300’e yakın erkek öğrencisi, 200’e yakın da kız öğrencisi olduğunu ama okulunda iki tuvaleti olduğunu söyledi. ‘Şimdi size soruyorum’ diye bize hitap etti, ‘Ben nasıl bu iki tuvaletle 500 çocuğun ihtiyaçlarını karşılamasını sağlayabilirim’ diye dert yandı. Bu durum aşağı-yukarı Türkiye’nin yüzde 50’sinde böyledir. O zaman demek ki, yanlış bir girişim ve yanlış bir düşünce içerisindeyiz. Bu düşünceden birkaç yıl sonra mutlaka dönülecektir. Ama o geçen birkaç yıla da yazık olacaktır. Burada eğitim-öğretim, çocuklarımız ve anne-babalar zarar görecektir. Hiçbir şekilde kabul edemiyorum.”

“CUMHURİYET DIŞINDAKİ DÜŞÜNCELER BAŞARILI OLMAZ”
Zonguldak’ta eğitimde, öğretimde, spor konusunda ve hatta inşaatlar yaparak tüm bu çalışmaları bir öğretmen olarak nasıl yapabildiğini halen düşünen Pamay, “Ama öğretmenin, istediği zaman her şeyi yapabileceğine de inanıyorum. Yeter ki uğraş verilebilsin.” diye de ekledi.
87 yaşındaki eğitim çınarı Pamay, bugünün öğretmenlerine 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle ‘ev ödevi’ değilse de bir ‘yaşam ödevi’, yaşamsal bir ödevi de işaret etti: “Mesleğini öğretmen olarak seçen arkadaşlarımız; Türkiye’de bir Cumhuriyet hükümeti var. (Atatürk’ü) her zaman dünyanın en büyük insanı olarak isimlendiririm; bir Atatürk dönemi var. Atatürk’ün kazandırdığı dünya çapında bir Cumhuriyet devam etmektedir. Bu Cumhuriyet döneminde artık görevli öğretmenlerin ve görevli eğitim-öğretim idarecilerinin (bunlara üniversiteler ve akademisyenlerimiz de dâhildir) muhakkak Atatürk’ün izinde olmalarını, Cumhuriyet’in belirli ve muhakkak dünya çapındaki yöneticiliğini devam ettirmelerini istiyorum. Bunun dışında hiçbir şekilde Türkiye’deki değişik düşünceler başarı elde edemezler. Eninde sonunda eğitimciler, öğretmenler, öğrenciler ve halkımız, yine Atatürk’ün izinde yürüyeceklerdir. Yürüyoruz, (ben belki göremem ama) yürüyeceklerine de inancım tamdır.”

“MEHMET, MÜKEMMEL BİR ÖĞRENCİYDİ…”
Pamay, Çelikel Lisesi’nde yetiştirdiği ve ülkenin dört bir yanında değişik alanlarda yurduna faydalı olan öğrencilerinden birisini, Prof. Dr. Mehmet Haberal’ı ve Haberal ile ilgili o yıllara dair anımsadıklarını da anmadan geçemedi:
“Mehmet Haberal benim nazarımda; yalnızca Türkiye’nin değil, tüm dünyanın tanıdığı bir doktordur, bir profesördür ve bir eğitim-öğretim önderidir. Tabii ki yalnızca benim nazarımda da değil; verilen, sunulan, yazılan bilgilere göre dünya nazarında da böyledir. Mehmet’le ilgili ufak bir anı anlatmak isterim. Herhalde orta iki ya da orta üçteydi. Ben o zaman Mehmet Çelikel’de müdür yardımcısıydım. Soğuk bir gündü. Çelikel’in girişinde merdivenler vardır. Kapı kapalı olduğu için öğrenciler orada içeriye girmeyi bekliyorlardı.
Kendisi de bunu çok iyi hatırlıyor. Yakası açıktı, kravatını tam bağlamamış, düğmesini iliklememişti. Hatta paltosu ya da pardösüsü yoktu. Kendisine ‘Oğlum bak Mehmet üşüyeceksin. Neden üzerine bir şey giymeden geldin? Neden kazak giymeden geldin?’ diye sitem etmiştim. Tutuklanmadan önce de o günleri birlikte anmış, konuşmuştuk. O, mükemmel bir öğrenciydi. Kıyafetlerinin düzeni, davranışlarıyla, öğretmenleri tarafından sevilmesiyle; büyüklüğünü daha o günlerden bu yana devam ettirmektedir. Rahmet diliyorum, babası yakın arkadaşımdı. Her zaman Site’den aşağıya inerken Çelikel’e uğrardı. Ya aşağıya birlikte inerdik yahut sabah kahvaltısını beraber yapardık.”

“KÖKSAL, SINIF ARKADAŞI İÇİN UĞRAŞ VERMEK ZORUNDADIR”
Prof. Dr. Haberal’dan söz ederken, gözleri buğulanan ve öğrencisinin milletvekili seçilmesinin gururunu bir türlü tam anlamıyla yaşayamadıklarını dile getiren Pamay, “Şu anda Mehmet Haberal’ın milletvekili olması benim için büyük bir gururdur. Tutukluluk halinden kurtulması için tüm uğraşlara rağmen, bunun son bulmaması yalnız bizim, Türkiye’nin değil; tüm Avrupa’nın ve tüm dünyanın nazar-ı dikkatindedir. Kendisini en kısa zamanda aramızda görmek istiyorum.” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) eski Başkanı ve Zonguldak Milletvekili öğrencisi Köksal Toptan’ın, Haberal’ın sınıf arkadaşı olduğunu anımsatarak Haberal’ın tutukluluğu ile ilgili sessiz kalmasının kendisini düşündürdüğünü söyledi. Pamay, ‘Öğrencisi Köksal’dan bir şeyler beklediğini belirterek, ona seslendi:
“Sayın Köksal Toptan da Çelikel Lisesi mezunu, Sayın Haberal’ın sınıf arkadaşı, devre arkadaşıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yaptı. Kendisine Çelikel Lisesi’ne bir salon kazandırdığı için teşekkür etmem gerekir. Ancak Haberal konusunda sessiz kalması konusu beni çok düşündürüyor. Neden Meclis Başkanı olarak, Zonguldak Milletvekili olarak ve okul arkadaşı olarak bu konuda sesini duyurmuyor, fikirlerini söylemiyor, bu konunun arkasında olmuyor diye düşünüyorum.
İnşallah yanlış düşünüyorumdur. Belki oluyordur, uğraş veriyordur ama tabii bunu bilmemek bizi de üzmektedir. Onun için buradan Köksal’a selam söylüyorum, rica ediyorum. Sınıf arkadaşı, okul arkadaşı ve ya Meclis arkadaşı olan bu arkadaşının arkasında mutlaka uğraş vermek zorundadır. Ben öyle düşünüyorum. Uğraş vermesini istiyorum. Beni Ankara’da hastanedeyken ziyaret ettiğinde biraz bu konuda konuşmuştuk. Kendisi uğraş verdiğini, ancak bunu duyurmak istemediğini söylemişti. Bunu da eklemem gerekir.”
(Sabriye AŞIR) Bu haber 1079 kez görüntülenmiştir.
 
 
Yorumlarınız
 
IP   35.175.113.29  
Ad Soyad*
Yorum*
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu  
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.  
 
 Günün Diğer Gelişmeleri
16 Şubat 2020
Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde 59 yaşındaki Sevgi Aksu yalnız yaşadığı evinde kafasına tek kurşun sık..
09 Şubat 2020
Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde yolcu otobüsünün karlı yolda kayması ve kamyon ile çarpışması sonucu m..
08 Şubat 2020
Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde etkili olan kar yağışında kayganlaşan zeminde sürücü direksiyon hâkimi..
08 Şubat 2020
Bölgemizi etkisi altına alan kar yağışına karşı teyakkuza geçen Kdz. Ereğli Belediyesi, herhangi bir..
06 Şubat 2020
Mobbing ile Mücadele Derneği tarafından Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde “İşyeri Kanseri Mobbing” konul..
05 Şubat 2020
Zonguldak’ın Ereğli ilçesine bağlı Akköy Köyü’nde hayatına son veren Ali Türköz’ün canlı yayında int..





 
Anasayfa | S�k Kullan�lanlara Ekle | Yay�n �lkeleri | K�nye | Reklam | Facebook | Twitter | �leti�im
ereglibulteni © 2012-2019 Tüm Hakları Saklıdır